Önsöz
Öğrenmek için Tıklayınız
>>>>>>>>>>
Önsöz
isim
anlamıları A isim
anlamıları
B isim
anlamıları
C
isim
anlamıları
Ç isim
anlamıları D isim
anlamıları
E isim
anlamıları
F
isim
anlamıları
G
isim
anlamıları
H isim
anlamıları
I
isim
anlamıları
İ
isim
anlamıları
J
isim
anlamıları
K
isim
anlamıları L isim
anlamıları
M
isim
anlamıları
N
isim
anlamıları
O
isim
anlamıları Ö isim
anlamıları
P isim
anlamıları
R isim
anlamıları
S isim
anlamıları
Ş
isim
anlamıları
T
isim
anlamıları
U isim
anlamıları Ü isim
anlamıları
V isim
anlamıları
Y isim
anlamıları
Z
A
ÂBAD:
(Fars.) Er. 1. Şen,
bayındır. 2. (Ar.)
Sonsuz gelecek zamanlar.
ABADÎ:
(Fars.) Er. - Şen,
bayındır, mamurlukla
ilgili. Abadı Mehmet
Çelebi. Türk hukuk
bilgini (1555).
ABAKA HAN:
(Tür.)- İlhanlı
hükümdarı Hülagu'nun
oğlu.
ABAY
(Tür.) Er. - Beceri.
Sezgi, anlayış, dikkat.
Abay Kunanbayoğlu. Kazak
Türk şiirinin kurucusu.
ABAZA:
(Tür.) - Karaçay-Çerkes
Özerk bölgesinde yaşayan
müslüman bir halk. -
Abaza Hasan Paşa,
Osmanlı vezirlerinden.
ABBAD:
(Ar.) Er. -Allaha itaat
ve ibadet eden,
kulluğunu hakkıyla
yerine getiren.
Yasaklarından kaçınan. -Abbad
b. Bişr. Ashab'dan.
ABBAS
(Ar.) Er: 1. Sert, çatık
kaşlı kimse. 2. Arslan
(bkz. Esed, gazanfer,
şiir). - Abbas b.
Abdülmuttalib.
Rasûlullah (s.a.s)'ın
amcası, Mekke'nin
fethinde müslüman
olmuştur.
ABBASE:
(Ar.) Ka. - (bkz.
Abbas).
Ahmed b. Hanbel'in
hanımının ismi. Hz.
Abbas'a mensup olan.
ABBAZ:
(Fars.) Er.- Yüzgeç,
yüzücü.
ABD:
(Ar.) Ka. - Köle,
hizmetçi, itaat edici.
Kul. Sonuna Allah'ın
isimleri getirilince
bazı isimler meydana
gelir. Abdullah,
Abdurrahim, Abdulmelik
gibi.
ÂBDAR:
(Fars.) Ka. - 1. Sulu,
taze. 2. Parlak. 3.
Sağlam vücutlu. 4.
Nükteli. 5. Zarif,
güzel, hoş. 6. Su veren
hizmetçi.
ABDİ:
(Ar.) Er. - Kulluk ve
itaat eden.
ABDULLAH:
(Ar.) Er.- Allah'ın
kulu. Peygamber
(s.a.s)'in en sevdiği
isimlerden aynı zamanda
babasının adıdır.
ABDURRAHMAN:
(Ar.) Er. - Rahman'ın
kulu. Rahman; dünyada
her canlıya,
mü'min-kafir
ayırdelmeksizin herkese
merhamet eden. Allah'ın
isimlerindendir.
Abdurrahman İbn Avf:
Sahabedendir.
ABDURRAUF:
(Ar.) Er. - Rauf olan
Allah'ın kulu. (bkz.
er-Rauf).
ABDUSSABUR:
(Ar.) Er. - Sonsuz sabır
ve genişlik sahibi
Allah'ın kulu. Allah'ın
isimlerinden, (bkz.
es-Sabur).
ABDÜDDAR:
(Ar.) Er. - Zararlı
şeyleri ve sebeblerini
bir hikmete mebni olarak
yaratan Allah'ın kulu.
ed-Dar. Allah'ın
isimlerindendir.
ABDÜLAFUV:
(Ar.) Er. - Geniş Avf ve
mağfiret sahibi yüce
Allah'ın kulu. Allah'ın
isimlerinden, (bkz.
el-Afuv).
ABDÜLA'LA:
(Ar.) Er. - En yüksek,
en yüce ve yücelikte eşi
olmayan Allah'ın kulu.
A'la kelimesi Kur'an-ı
Kerim'in sıfatı olarak
geçmektedir. Ünlü bir
İslam bilgini.
ABDÜLALİ:
(Ar.) Er. - Yüce, ulu,
şan ve şeref sahibi
Allah'ın kulu. Ali
kelimesi Kur'an'da
Allah'ın yüceliğini
vasfetme anlamında
kullanılmıştır.
ABDÜLALİM
(Ar.) Er. - Alim ve
mükemmel bilgiyi
uhdesinde bulunduran
Allah'ın kulu. Alim
kelimesi Allah'ın 99
isminden birisidir.
ABDÜLAZİM:
(Ar.) Er. - Azamet ve
büyüklük sahibi Allah'ın
kulu. - Allah'ın
isimlerinden, (bkz.
el-Azim).
ABDÜLAZİZ:
(Ar.) Er. - Büyük ve
aziz olan, izzet ve
şeref sahibi Allah'ın
kulu. (bkz. Aziz). Aziz
Allah'ın isimlerindendi
r. - Sultan Abdülaziz:
32. Osmanlı padişahının
adı.
ABDÜLBAKİ:
(Ar.) Er. - Sonsuz,
ebedi olan ve ölmenin
kendisi için sözkonusu
olmadığı. Allah'ın
kulu-Allah'ın
isimlerinden, (bkz.
Baki).
ABDÜLBARİ:
(Ar.) Er. - Yaratan,
yaratıcı Allah'ın kulu.
Bari ismi, Allah'ın
isimlerindendir. "Abd"
takısı almadan
kullanılmaz.
ABDÜLBASIT:
(Ar.) Er. - Genişlik,
ferahlık ve kolaylık
verici olan Allah'ın
kulu. - Allah'ın
isimlerinden (bkz.
el-Basıt).
ABDÜLBASİR:
(Ar.) Er. - Her şeyi
görüp gözeten ve
gizliliğin kendisi
için söz konusu olmadığı
yüce Allah'ın kulu. -
(bkz. el-Basir).
ABDÜLBEDİ:
(Ar.) Er. - Allah'ın
isimlerinden.- Bedi'nin
kulu. (bkz. el-Bedi).
ABDÜLBERR:
(Ar.) Er. - Berr'in
kulu. Cömert ve ihsan
edicinin kulu.-Berr,
Allah'ın
isimlerindendir. (bkz.
el-Berr).
ABDÜLCEBBAR:
(Ar.) Er. - Cebredici,
zorlayıcı, kuvvet ve
kudret sahibi Allah'ın
kulu. Cebbar, Allah'ın
isimlerindendir.
ABDÜLCELİL:
(Ar.) Er. - Büyük, ulu,
yüce Allah'ın kulu.
Celil, Allah'ın
isimlerindendir.
ABDÜLCEMAL:
(Ar.) Er. -
Güzellikleri kendinde
toplayan Allah'ın kulu.
ABDÜLCEVAT:
(Ar.) Er. - Cömert olan
Allah'ın kulu.
ABDÜLEHAD:
(Ar.) Er. - Şeriki ve
ortağı bulunmayan, tek
olan Allah'ın kulu.
Ehad, Allah'ın
isimlerindendir.
ABDÜLESED:
(Ar.) Er. - Aslan'ın
kulu.- Hz. Rasûlullah
(s.a.s)'m reddettiği
isimlerdendir.
Müslümanlar
kullanmazlar.
ABDÜLEVVEL:
(Ar.) Er. - Herşe-yin
evveli, ilk olan,
varlığının başlangıcı
bulunmayan Allah'ın
kulu.
ABDÜLEZEL:
(Ar.) Er. - Ezelden beri
var olan varlığı için
başlangıç söz konusu
olmayan Allah'ın kulu.
ABDÜLFERİD:
(Ar.) Er. - Tek, eşsiz,
eşi olmayan, kıyas kabul
etmez, üstün olan.
Allah'ın kulu. (bkz.
Ferid).
ABDÜLFETTAH:
(Ar.) Er. – Zafer
kazanmış, üstün gelmiş,
fetheden-açan,
kullarınının
kapalı-müşkil işlerini
açan Allah'ın kulu.
(bkz. Fettah). Allah'ın
isimlerindendir.
ABDÜLGAFFAR:
(Ar.) Er. - Kullarının
günahlarını affeden
Allah'ın kulu. - (bkz.
Gaffar). Allah'ın
isimlerindendir. "Abd"
takısı almadan
kullanılmaz.
ABDÜLGAFUR:
(Ar.) Er. - Kullarının
günahlarını tekrar
tekrar bağışlayıcı olan
Allah'ın kulu. - (bkz.
Gafur). "Abd" takısı
almadan kullanılmaz.
ABDÜLGANİ:
(Ar.) Er. - Zengin,
varlıklı, bol, doygun
olan Allah'ın kulu.-
Allah'ın isimlerinden,
(bkz. Gani).
ABDÜLHABİR:
(Ar.) Er. - Her şeyin
iç yüzünden, gizli ve
saklılıklarından
haberdar olan Allah'ın
kulu. (bkz. el-Habir).
Allah'ın isimlerinden.
ABDÜLHADİ:
(Ar.) Er. - Hidayet
eden, doğru yolu
gösteren Allah'ın kulu.
- Allah'ın isimlerinden,
(bkz. Hadi).
ABDÜLHAFIZ:
(Ar.) Er. - Herşeyi
bütün ayrıntı ve
inceliğiyle kayıtlayıp
tutan ve dilediği zamana
kadar bela ve afetlerden
koruyan Allah'ın kulu.
-(bkz. el-Hafız).
Allah'ın isimlerinden.
ABDÜLHAK:
(Ar.) Er. - Hak ve
gerçek olan, varlığı
hiç değişmeden duran
Allah'ın kulu. - Hak,
Esmau'l-Hüsna'dandır.
ABDÜLHAKEM:
(Ar.) Er. Bütün işlerin
kendisine döndürüldüğü,
onun adalet ve kararına
baş vurulduğu yüce Hakem
Allah'ın kulu. - (bkz.
el-Ha-kem). Allah'ın
isimlerinden.
ABDÜLHAKİM:
(Ar.) Er. - Her şeye
hükmeden Allah'ın kulu.-
Hakim, Allah'ın
isimlerindendir. "Abd"
takısı almadan
kullanılmaz.
ABDÜLHALİK:
(Ar.) Er. - Yaratan,
yoktan vareden, yaratıcı
Allah'ın kulu. - Halik,
Allah'ın isimlerinden.
"Abd" takısı almadan
kullanılmaz.
ABDÜLHALİM:
(Ar.) Er. - Tabiatı
yavaş olan, yumuşak
huylu, hikmetli Allah'ın
kulu. - (bkz. Halim).
Allah'ın isimlerinden.
ABDÜLHAMİD.
(Ar.) Er. - Hamdolunmuş,
övülmüş, bütün varlığın
diliyle övülmüş
Allah'ın kulu. - Hamid;
Allah'ın
isimlerindendir. (bkz.
Hamid).- Türk dil
kuralları açısından
"d/t" olarak kullanılır.
ABDÜLHASİB:
(Ar.) Er. - Bütün
varlıkların takdir
edilen hayatları
boyunca yaptıkları
bütün işlerin
ayrıntılarıyla hesabını
en iyi bilen Hasib'in
kulu. - Hasib; Allahın
isimlerindendir.
ABDÜLHAY:
(Ar.) Er. - Daima diri
olan, ebedi hayat
sahibi, her şeye gücü
yeten Cenab-ı Allah'ın
kulu. -(bkz. el-Hay).
Allah'ın isimlerinden.
ABDÜLKADİR:
(Ar.) Er. - Bitmez
tükenmez kuvvet sahibi
olan, her şeyi yapmaya
gücü yeten Allah'ın
kulu.-Kadir; Allah'ın
isimlerindendir. (bkz.
Kadir).
ABDÜLKAVİY:
(Ar.) Er. - Sonsuz güç
ve kuvvet sahibi
Allah'ın kulu. -Kaviy
kelimesi
Esmau'l-Hüsna'dandır.
(bkz. el-Kaviyy).
ABDÜLKAYYUM:
(Ar.) Er. - Bu isim her
şeyin bir varlık olarak
durabilmesi
için neye ihtiyacı varsa
onu veren, gökleri, yeri
ve her şeyi tutan, baki,
kaim Allah'ın kulu. -
Kayyum, Allah'ın
isimlerindendi. (bkz.
el-Kayyum).
ABDÜLKEBİR:
(Ar.) Er. - Kebir'in,
büyüklük ve Azamette
eşsiz olan Allah'ın
kulu. - Kebir; Allah'ın
isimlerindendi. (bkz.
el-Kebir).
ABDÜLKERİM:
(Ar.) Er. - Keremi bol,
cömert olan Aziz ve
Celil Allah'ın kulu. -
Kerim; Allah'ın isimle
-rindendir. (bkz.
Kerim).
ABDÜLLATİF:
(Ar.) Er. - Latif,
güzel, yumuşak, hoş,
nazik olan bütün
olayların ve eşyanın
inceliklerini bilen
Allah'ın kulu. -
el-Latif; Allah'ın
isimlerindendi. (bkz.
Latif).
ABDÜLMACİD:
(Ar.) Er. - Kadru şanı
büyük, cömertlik ve
keremi bol olan,
Allah'ın kulu. - Macid
kelimesi, Allah'ın
isimlerindendi. (bkz.
el-Ma-cid).
ABDÜLMALİK:
(Ar.) Er. - Sahip olan,
her şeyin mülkiyetinin
sahibi olan Allah'ın
kulu. - Malik; Allah'ın
isimlerindendi. "Abd"
takısı almadan
kullanılmaz.
ABDÜLMECİD:
(Ar.) Er. - Şanı büyük
ve yüksek olan, şan ve
onur sahibi yüce
Allah'ın kulu. - Mecid
kelimesi Allah'ın 99
isminden biridir. Sultan
Abdülmecid Han: 31.
Osmanlı padişahı.
ABDU'L-MELİK:
(Ar.) Er. - Her şey
üzerinde tasarruf ve
hükmeden tek hükümdar
Allah'ın kulu. el-Melik,
Allah'ın
isimlerindendir.
ABDÜLMENNAN:
(Ar.) Er. – Çok
ihsan eden, ihsanı bol
olan Allah'ın kulu. -
Mennan kelimesi,
Allah'ın
sıfatlarındandır.
ABDÜLMESİH:
(Ar.) Er. - Hastalara
şifa veren, mesih
İsa'nın kulu.-(bkz.
Mesih). İsim olarak
kullanılmaz.
ABDÜLMETİN:
(Ar.) Er. - Metanetli,
sağlam, dayanıklı olan
Allah'ın kulu. - (bkz.
Metin). Allah'ın
isimlerin-dendir.
ABDÜLMUCİB:
(Ar.) Er. - Kendisine
yönelip yalvaranların
isteklerine cevap veren,
onların dua ve
tevbelerine icabet eden
yüce Allah'ın kulu.
Mucib,
Esmau'l-Hüsna'dandır. -
(bkz. el-Mucib).
ABDÜLMUHSİ:
(Ar.) Er. - Bütün
varlıkların sayısını tek
tek bilen Allah'ın
kulu. - Muhsi,
Esmau'l-Hüsna'dandır.
ABDÜLMUHYİ:
(Ar.) Er. - Hayat veren,
can ve ruh veren, bütün
canlıları ve hayatı
diri tutan Allah'ın
kulu. - Muhyi, Allah'ın
99 isminden birisidir,
(bkz. Muhyi).
ABDÜLMUİD :
(Ar.) Er. -
Yaratılmışları
yokettikten sonra tekrar
dirilten Allah'ın kulu.
- Muid Allah'ın 99
isminden birisidir,
(bkz. el-Muid).
ABDÜLMUİZ:
(Ar.) Er. - Muiz'in,
izzet veren,
şereflendiren Allah'ın
kulu. - (bkz. el-Muiz).
Allah'ın
isimlerindendir.
ABDÜLMÜMİN:
(Ar.) Er. - Gönüllerde
iman nurunu yerleştiren,
kendisine yönelenlere,
iman nasib ederek onları
hidayetine alan, koruyan
yüce Allah'ın kulu. -
Mü'min, Allah'ın
isimlerindendir.
ABDÜLVACİD:
(Ar.) Er. - Yoktan
vareden, meydana
getiren, dilediğini
anında elde eden,
zenginlik ve servetine
nihayet bulunmayan
Vacid'in kulu. Vacid,
Allah'ın
isimlerindendir. -(bkz.
el-Vacid).
ABDÜLVAHİD:
(Ar.) Er. - Tek ve eşsiz
olan, zatında
sıfatlarında,
hükümlerinde, işlerinde
asla benzeri olmayan
Allah'ın kulu. - Vahid
kelimesi Cenab-ı Hakk'ın
Kur'an'da zikredilen 99
isminden birisidir,
(bkz. el-Vahid).
ABDÜLVALİ:
(Ar.) Er. - Bütün
alemleri ve meydana
gelen bütün olayları
tedbir ve idare eden
Allah'ın kulu. - Vali,
Esmau'l-Hüsna'dandır.
(bkz. el-Vali).
ABDÜLVARİS:
(Ar.) Er. - Gerçek
servet ve zenginliklerin
mutlak sahibi. Bütün
zenginliklerin son ve
asıl sahibi olan yüce
Allah'ın kulu. - Varis
kelimesi Allah'ın
isimlerindendir. (bkz.
el-Varis).
ABDÜLVASİ:
(Ar.) Er. - Vasi'nin
kulu.Genişlik sahibi ve
müsade edici, darlık,
fakirlik ve sıkıntıdan
münezzeh olan Allah'ın
kulu. - Vasi kelimesi,
Allah'ın
isimlerindendir. (bkz.
el-Vasi).
ABDÜLVEDUD:
(Ar.) Er. - Vedud'un
kulu.- Allah'ın
isimlerinden. Vedud; iyi
amel sahibi kullarını
seven, onlara rahmet ve
rızasını yönelten,
sevilmeye ve sayılmaya,
dostluğu kazanılmaya
yegane layık olan yüce
Allah anlamındadır.
ABDÜLVEHHAB:
(Ar.) Er. - Çok çeşitli
nimetleri daima
bağışlayan Allah'ın
kulu. Vehhab, Allah'ın
isimle-rindendir. -
"Abd" takısı almadan
kullanılmaz.
ABDÜLVEKİL:
(Ar.) Er. - Kendisine
tevekkül edilen,
kudretiyle kullarının
işlerini halleden,
onlara yardımcı olan
yüce Allah'ın kulu. -
Vekil. Allah'ın
isimlerindendir. (bkz.
el-Vekil).
ABDÜLVELİ:
(Ar.) Er. - Kendisine
iman edenlerin dostu ve
yardımcısı.
Yarattıklarına mütevelli
ve nazar edici olan
Allah'ın kulu. -
el-Veliyy kelimesi
Allah'ın
isimlerindendir. (bkz.
el-Veli).
ABDÜNNAFİ:
(Ar.) Er. - Yararlı
şeyleri ve sebeplerini
kudretiyle yaratan
Allah'ın kulu. - Nafı
kelimesi, Allah'ın
isimlerindendir. (bkz.
en-Nafı).
ABDÜNNASIR:
(Ar.) Er. - Yardım eden,
Yardımcıların en
hayırlısı, mü'minlere
nusrct ve zafer veren
Allah'ın kulu. - Nasır,
Allah'ın
sıfatla-rındandır.
ABDÜNNASIR:
(Ar.) Er. - Yardımcı,
yardım eden Allah'ın
kulu.
ABDÜNNUR:
(Ar.) Er. - Nur sahibi,
aydınlık, parlaklık
sahibi olan Allah'ın
kulu. - Nur, Allah'ın
isimlerindendir.
ABDÜRRAFİ:
(Ar.) Er. - Rafı'nin
kulu. (bkz. er-Rafi).
Allah'ın isimlerinden
ABDÜRRAHİM:
(Ar.) Er. - Merhametli,
esirgeyen, koruyan,
acıyan, ahirette mümin
kullarına merhamet eden
Allah'ın kulu.-
er-Rahim, Allah'ın
isimlerindendir.
ABDÜRRAUF:
(Ar.) Er. - Çok lütuf,
şevkat ve rahmet eden.
Onları belli nimetlerle
dengeli yaşatan,
seviyelendiren Allah'ın
kulu. (bkz. Rauf).
ABDÜRREŞİD:
(Ar.) Er. - Allah'ın
isimlerinden. Reşid'in
kulu.- (bkz. er-Reşid).
ABDÜRREZZAK:
(Ar.) Er. - Bütün
mahlukların rızkını
veren Allah'ın kulu. -
Rezzak, Allah'ın
isimlerindendir. "Abd"
takısı almadan
kullanılmaz.
ABDÜSSAMED:
(Ar.) Er. - Kimseye
hiçbir şeye muhtaç
olmayan, Allah'ın kulu.
- Samed, Allah'ın
isimlerindendir. "Abd"
takısı almadan
kullanılmaz. Türk dil
kuralı açısından "d/t"
olarak kullanılır.
ABDÜSSELAM:
(Ar.) Er. - Barış,
rahatlık, selamete
çıkaran, selam eden,
zevalsiz ebedi olan
Allah'ın kulu. -
es-Selam kelimesi,
Allah'ın
isimlerindendir. "Abd"
takısı almadan
kullanılamaz.
ABDÜSSEMİ:
(Ar.) Er. - Her şeyden
arınmış olarak bütün
sesleri, sözleri ve
kelimeleri işitip
ayırdeden yüce Allah'ın
kulu. (bkz. es-Semi').
ABDÜSSETTAR:
(Ar.) Er. - Günahları
örten, gizleyen Allah'ın
kulu.
ABDÜŞŞAHİD:
(Ar.) Er. - Şahid'in
kulu. Görünen ve
görünmeyen eşyanın
hepsini görücü ve
tasarruf edici olan ve
her şeyi müşahade
altında bulunduran
Allah'ın kulu. - Şahid,
Allah'ın
isimlerindendir. (bkz.
eş-Şahid).
ABDÜŞŞEKÜR:
(Ar.) Er. - Emrine uyan,
yasaklarından sakınan
kullarını seven ve çok
ikramda bulunan
Allah'ın kulu. - Şekür,
Allah'ın
isimlerindendir. "Abd"
takısı almadan
kullanılmaz.
ABDÜZZAHİR:
(Ar.) Er. - Varlık ve
birliği sonsuz sayıda
eserler ve delillerle
belli olan Allah'ın
kulu. - ez-Zahir,
Allah'ın
isimlerindendir. (bkz.
ez-Zahir).
ABER:
(Ar.) Er. - Hz. Nuh'un
erkek torunu.
ABENDAM:
(Fars.) Ka. - Güzel
vücutlu, güzellik.
ABGUN:
(Fars.) Er. - 1. Mavi
renk. Gök. 2. Parlak. 3.
Nişasta.
ABHER:
(Ar.) Er. 1. Nergis
çiçeği. 2. Yasemin. 3.
Zerrin kadehi çiçeği. 4.
Dolu kab.
ABILAY HAN:
(Tür.) Er. - Orta cüz
Kazak Hanı. Ülkesini
Çinlilere, Hive
hanlıklarına karşı
ustaca savundu
(1711-1781).
ABIŞKA NOYAN:
(Tür.) Er. - İlhanlı
komutan. (XIII-XIV. yy.)
bkz. Abuşga.
ABHİZ:
(Fars.) Er. 1. Büyük
dalga. 2. Kaynak. 3. Su
yolu.
ABİD:
(Ar.) Er. Allah'a ibadet
eden, çok ibadet eden,
zahid. Kullar, köleler.
ABİDE:
(Ar.) Er. - Anıt. Önemli
ve değerli yapıt.
ABİDİN:
(Ar.) Er. - İbadet
edenler-Zeyne'l-Abidin'den
kısaltma isim ad.
Zeynelabidin: Hz.
Ali'nin torunlarından
biri, ibadet edenlerin
ziyneti.
ABŞAR:
(Ar.) Ka.- Şelale.
ABUŞKA:
(Tür.) Er. - Koca, zevc,
yaşlı erkek.
ABUZER:
(f.a.i.) Er. - Altın
suyu. Altın suyu gibi
parlak ve görkemli.
Yahut Ebu Zer
(el-Gıfarî) isminin
fonetik değişikliğe
uğramış şekli.
ABUZETTİN:
(Ar.) Er. - Din yolunda
çabuk, hızlı giden
ACA:
(Tür.) Er. 1. Amca,
ağabey. 2. Güçlü
kuvvetli, başladığı işi
bitiren. 3. Büyük
ACABAY:
(Tür.) Er. - (bkz. Aca).
ACAHAN:
(Tür.) Er. - (bkz. Aca).
ACAR:
(Tür.). 1. Becerikli. 2.
Atılgan, ele avuca
sığmaz. 3. Halk. 4.
Yeni, taze- Erkek ve
kadın adı olarak
kullanılır (örfte).
Acar, Sırrı: 1967 Dünya
Güreş şampiyonu Türk.
ACARALP:
(Tür.) Er. - Yiğit,
becerikli, cesur kişi.
ACARBAY:
(Tür.) Er. - Doğan
Acarbay, olimpiyatlarda
yarışmış Türk atlet,
1948.
ACARER:
(Tür.) Er. - (bkz.
Acaralp).
ACARKAN:
(Tür.) Er. - (Acaralp).
ACARMAN:
(Tür.) Er. - Çevik,
becerikli, girişken.
ACARÖZ:
(Tür.) Er. - Özünde
yiğitlik bulunan.
ACARSOY:
(Tür.) Er. - Yiğit,
soylu.
ACEM:
(Ar.) Er. 1. Arap
olmayan milletlerin
hepsi 2. Açık ve doğru
Arapça konuşamayan kimse
3. Özellikle İranlı,
İran halkından biri.
Acem Bekir Efendi: Türk
Reisü'l-Küttab, 1723.
ACER:
(Ar.) Ka. - Hz. İsmail
(a.s.)'in annesi (bkz.
Hacer).
ACLAN:
(Ar.) Er. - Hızlı,
çabuk, telaşlı. Osman
Bey ile çağdaş olan 14.
yy. ortalarında yaşamış
Karasi Beyi.
ACUN:
(Ar.) Er. - Dünya,
varlık.
ACUNAL:
(Tür.) Er. - Dünyayı
kapsayan, dünyayı
fetheden.
ACUNALP:
(Tür.) Er. - (bkz.
Acunal).
ACUNMAN:
(Tür.) Er. - Dünyaca
tanınmış, ünlü.
AÇANGÜL:
(Tür.) Ka. - (bkz. Gül).
AÇE:
(Tür.) Ka. - Sumatra
adasının en kuzey kısmı.
Önceleri burada Açe
İslam devleti hüküm
sürerdi. Şimdi ise
Hollanda sömürgesidir.
AÇELYA:
(Yun.i.) Ka. - Kokusuz,
fundagillerden çeşitli
renklerde çiçekler açan
bir bitki.
AÇIL:
(Tür.) Ka. - Açılmak
eyleminden emir; serpil
AÇILAY:
(Tür.) Ka. - Ayın
dolunay halinde olmaya
başlaması
AD:
(Ar.) Er. - Çok eskiden
Yemen taraflarında
bulunan ve Hud
peygamber tarafından
imana getirilemediği
için Allah tarafından
yok edildiğine inanılan
bir kavmin adı. Kur'an-ı
Ke-rim'de bu kavim aynı
isimle anılmış ve
başlarından geçen
hadiseler genişçe ele
alınmıştır.
ADAHAN:
(Tür.) Er. - Adanın
hakimi, yöneticisi.
ADAL:
(Tür.) Er. - "Adın
yayılsın, ün kazan"
manasında.
ADALEDDİN :
(Ar.) Er. - Dinin
adaleti- Türk dil kuralı
açısından "d/t" olarak
kullanılır.
ADALET:
(Ar.) Ka./Er. - 1. Hakka
riayctkarlık, hak
tanırlık, haklılık,
doğruluk. 2.
Haksızlıktan uzaklaşma.
3. Düzenli ve dengeli
davranma. 4.
Hakkaniyet.
ADANIR:
(Tür.) Ka./Er. - Şanlı,
şöhretli
ADEM:
(İb.h.i.) Er. 1.
Allah'ın yarattığı ilk
insan, insan soyunun
atası ve ilk peygamberi.
2. Adam. 3. İyi, temiz
kimse. Âdem (a.s.) ilk
insan ve ilk
isimlendirilen varlık.
Kur'an'da Hz. Adem'in 25
yerde ismi geçer.
ADETULLAH:
(Ar.) Er. - Allah'ın
kanunu, ilahi sünnet.
ADEVİYE:
(Ar.) Ka. 1. İyilik,
yardımseverlik. 2. Ünlü
hanım mutasav-vıfe.
ADIGÜZEL:
(Tür.). Ka./Er. - Güzel
isim. Verilen ismin
güzel olması.
ADİL:
(Ar.) Er. 1. Doğruluk
gösteren. Doğru. 2.
Eşit, eş, müsavi. 3.
Adaletli davranan.
Kur'anî bir isimdir.
Allah'ın emirlerini
hakkıyla uygulayan
anlamına gelir. Raşid
halifelerin 2. cisi Ömer
b. el-Hattab'ın meşhur
lakabı.
ADİLE:
(Ar.) Ka. 1. Doğruluk
gösteren. 2. Doğru- Her
işinde adalet, doğruluk
bulunan hükümet. 3.
Adile Sultan; Osmanlı
döneminde Bağdat'ta
valilik yapan Süleyman
Paşa'nın hanımı. Adına
bir cami bir de
kervansaray yapılmıştır.
ADİLHAN:
(a.t.i.) Er. - Adil
yönetici.
ADİL GİRAY:
(a.t.i.) Er. - Kırım
ve-liahtı. (1548- Kazvin
1579) Devlet Giray'ın
oğlu. Osmanlı-İran
savaşında Osmanlılara
yardımcı oldu. İkinci
Şa-
mah savaşını kazanan
İranlılarca tutsak
edildi ve Kazvin'de
öldü.
ADİN:
(Ar.) Er. - Cennet
(Adn).
ADİY:
(Ar.) Er. - Savaşçı,
savaştan geri durmayan,
mücahid. Adiy b. Hatim
et-Tai: 630 yılında
müslüman oldu. Babası
gibi cömertti.
Kabilesinde İslam'dan
dönme eğilimleri görünce
engel oldu. Cemel
vakasında Hz. Alinin
yanında yer aldı.
ADNAN:
(Ar.) Er. - Cennette
ölümsüzlüğe kavuşan
kimse.
ADNİ:
(Ar.) Er. 1. Adın'a
mensup, (bkz. Adnan). 2.
Cennete girmeye hak
kazanan. Adni Recep
Dede. Türk mutasavvıf,
şair. (Belgrat 1688).
ADNİYE:
(Ar.) Ka. - (bkz. Adni).
AFAFET:
(Ar.) Ka. 1. Afıflik,
temizlik, temiz olan.
2. Fenalıktan, günah
işlemekten kaçınma. 3.
Namuslu olmak.
AFET:
(Ar.) Ka. 1. Büyük
felaket, bela, musibet.
2. Çok güzel kadın,
dilber
AFFAN: (Ar.)
Er. - Kötü şeylerden
kaçınan, kötülüklerden
uzaklaşan, temiz.
Ashab'dan bu ismi
kullananlar olmuştur.
AFGAN:
(Ar.) Er. - Heyecanlı,
çabuk öfkelenen. Orta
Asya'da yaşayan müslüman
bir kavim. Cemalettin
Af-gani: Müslüman
alimlerden.
AFİF:
(Ar.) Ka. 1. İffetli,
namuslu, ırz ve namus
sahibi kadın. 2. Doğru,
haramdan sakınan,
yolsuzluğa sapmaz kişi.
AFİFE:
(Ar.) Ka.. - (bkz.
Afif). IV. Mehmed'in
hanımı.
AFİL:
(Ar.) Er. 1. Uful eden,
gurub eden, batan
(güneş, yıldız). 2.
Görünmez olan, kaybolan
AFİTAB:
(Fars.) Ka.l. Güneş, gün
ışığı. 2. Çok güzel,
dilber, parlak yüz.
AFRA:
(Ar.) Ka. 1. Ayın
onüçüncü gecesi. 2.
Beyaz toprak. Afra binti
Ubeyde: Sahabe
hanımlardan.
AFŞAR:
(Tür.) Er. 1. Oğuz
Türklerinin 24 boyundan
biri. Türkiye, Iran,
Azerbaycan ve
Afganistan'da dağınık
olarak yaşamaktadırlar.
2. Çabuk iş gören,
çevik, atılgan
AFŞİN:
(Tür.) Er. - Zırh,
silah. Afşin bey:
Selçuklu komutanı. ( XI.
yy.). Gümüştigin'le
birlikte Anadolu
savaşlarına çıktı.
Malatya'da Bizans
ordularını yendi.
Marmara kıyılarına kadar
ilerledi (1079).
AFTABE:
(Fars.) Ka. - 1. Su
kabı. 2. Güneş biçiminde
yapılan mücevher.
AFUV:
(Ar.) Er. - Daima
affeden, merhametli.
Esmaü'l-Hüsna'dandır.
"Abd" takısı alarak
kullanılır.
AGAH:
(Fars.) Er. - Bilgili,
haberli, uyanık, afif.
Vakıf olmuş, malumatlı.
Agah Efendi:
(1744-1824). Türk
devlet adamı.
AĞAN:
(Tür.) Ka.- Akanyıldız,
ağma
AGER:
(Tür.) Er. - Temiz,
doğru kimse
AGRA:
(Ar.) Er. - Çok sevimli,
çok yakışıklı.
AĞA:
(Tür.) Er. 1. Yaşlanma
manasına gelen
"ağmak"tan. Büyük,
efendi. Büyük kardeş,
ağabey. 2. Amir, baş,
reis. Eski devlet
teşkilatımızda bazı
idarecilere verilen
unvan. 3. Osmanlı
devletinde okuma-yazma
bilenlere verilen şeref
unvanı. 4. Halkın
saygısını kazananlara
verilen unvan. 5.
Er-kek, eş, koca. 6.
Eski büyük konaklarda
çalışan hizmetlilerin
başı. Eski Türklerde
soylu aileye mensup
kadınlar da bu unvanı
kullanmışlardır.
AĞAHAN:
(Tür.) Er. - Nizari
İsmaili imamlara verilen
unvan. Doğu Türk-çesinde
ağabey anlamında da
kullanılmıştır. Türk
kökenli Kaçarların onur
unvanıydı. Ağa Han:
Nizari İsmailîlerin dini
önderi.
AĞAR:
(Tür.) Er. - 1. Beyaz
renkli. 2. Açık tavırlı,
samimi. 3. Asil,
onurlu, şerefli.
AĞANER:
(Tür.) Er. - Saf, temiz,
duru insan.
AĞCA:
(Tür.) Ka. - Beyaz tenli
kadın.
AĞGÜL:
(Tür.) Ka. - Beyaz gül,
ak gül.
AHAD:
(Ar.) Er. 1. Bir, kişi,
kimse. 2. Birler, birden
dokuza kadar olan
sayılar. 3. Ünlü Türk
denizcilerinden Ahad bey
(Umur bey
donanmasından).
AHAVİ:
(Ar.) Er. - 1. Kardeşçe,
dostça. Kardeş gibi.
AHBARÎ:
(Ar.) Er. - Haber veren,
rivayet eden.
AHDİ:
(Ar.) Er. - Ahd, and
icabı veya ahd ve ahda
müteallik. Ahdî, Türk
tezkire yazan ve Divan
şairi (Bağdat 1593).
AHENK:
(Fars.) Ka. 1. Uygun,
uyum düzen, armoni. 2.
Renkler arasında
uygunluk. Sesler
arasında uygunluk,
düzen, makam. 3. Çalgılı
eğlence-Saz takımınca
icra edilen beste. 4.
Kasıt, niyet.
AHFA:
(Ar.)- Kalb, ruh, sır,
hafi, ah-fa şeklinde
sıralanan "Ietafet-i
hamse" sonuncusuna
verilen ad.- Erkek ve
kadın adı olarak
kullanılır.
AHFAZ:
(Ar.) Er. - 1. Belleği
çok kuvvetli. 2.
Kur'an'ı en iyi
hıfzetmiş kişi. 3. Alçak
gönüllü.
AHFEŞ:
(Ar.) Er. 1. Küçük
gözlü, zayıf bakışlı. 2.
Yalnız gece gören kimse.
Ahfeş lakabında üç büyük
Arap alimi vardır.
Abdülhamid, Said b.
Mes'ade, Ali b.
Süleyman.
AHİ:
(Ar.) Er. 1. Ahi ocağına
mensup olan kimse. 2.
Cömert, eliaçık. Ahi
Benli Hasan. Türk şairi.
Yavuz döneminde yaşamış
ve Şirinu Perviz
mesnevisini yazmıştır.
AHİD:
(Ar.) Er. 1. Bir şeyin
yerine getirilmesini
emretmek. 2. Söz
vermek. Emir, talimat,
taahhüt, anlaşma,
yükümlülük.
AHKAF:
(Ar.) Er. 1. Kum
fırtınası 2. Kur'an-ı
Kerim'in 6. suresi.
Araplar bu ismi,
Arabistan'ın güneyinde,
kimsenin bilmediği ve
giremediği çöle
vermişlerdir.
AHLA:
(Ar.) Ka. - Çok tatı.
Pek şirin.
AHLAS:
(Ar.) Er. - 1. Saf,
halis, ka-rışımsız. 2.
İyi yürekli, temiz
kimse. 3. Kur'anî
ıstılahta, Allah'a halis
olarak yönelip
ihlaslılıkta ileri bir
dereceye varmış kul.
AHMED:
(Ar.) Er. - Çok, en çok
övülmüş, methedilmiş.
Kur'an-ı Kerim'de Saf
suresinin 2. ayetinde:
Hz.İsa,
İsrailoğullarına:
"...adı Ahmed olan
peygamberi de
müjdeleyici olarak
geldim" şeklinde geçen
isimlendirme ile
Peygamberimizin
isimlerinden birisi
olarak anıldı ve
kullanılmaya başlandı.-
Türk dil kuralı
açısından "d/t" olarak
kullanılır. Ahmed-i
Muhtar, Hz. Muhammed
(s.a.s).
AHMER:
(Ar.) Er. - Kırmızı,
kızıl.
AHNEF:
(Ar.) Er. 1. Ayaklan
çarpık ve eğri büğrü
olan. Daha çok lakap
olarak kullanılır. Ahmet
b. Kays, as-habdan.
AHNES:
(Ar.) Er. - Basık ve
sivri burunlu. Daha çok
lakap olarak
kullanılır.
AHRA:
(Ar.) Ka. - Daha layık,
münasip, uygun
AHSA:
(Ar.) - Arabistan'ın
Kuveyt-Katar kısmına
verilen isim- Erkek ve
kadın adı olarak
kullanılır
AHSEN:
(Ar.) - Daha güzel, çok
güzel, en güzel. Erkek
ve kadın adı olarak
kullanılır. Ahsen-i
takvim: En güzel şekil.
Kur'an-ı Kerim'in Tin
suresinin 3. ayetinde
insanın ahsen-i takvim
üzere yaratıldığı beyan
buyurulmaktadır. Ahsen
kelimesi, Kur'an'da 16
yerde zikredilmiştir.
AHTER:
(Fars.) Ka. - Yıldız.
AHU:
(Fars.) Ka. 1. Ceylan,
karaca, gazal. 2. Güzel,
ince alımlı kadın. 3.
Gözleri ceylan gözüne
benzeyen kadın. 4.
Kardeş, dost
AHVER:
(Ar.) Er. -1. Müşteri
yüzlü, güzel gözlü adam.
2. Zeki, akıllı.
AHVES:
(Ar.) Er. - Cesur,
kahraman, yiğit.
AİŞE:
(Ar.) Ka. - 1. Yaşayan,
zenginlik ve bolluk
gören. Yaşayış. Aişe
binti Ebu Bekir.
Peygamberimiz (s.a.s)'in
hanımlarından. Muhterem
annelerimizden biri olan
Aişe (r.a.) İslami
bilgisi ve fakihliği ile
de meşhurdur (bkz.
Ayşe).
AJDA:
(Tür.) Ka. 1. Filiz
sürgün. 2. Çentik çentik
olan şey
AKABE:
(Ar.) Er. 1. Sarp geçit,
çıkılması zor yokuş. 2.
Tehlike. Atlatılması
zor güçlük, muhtıra.
AKAD:
(Tür.) Er. -
Doğruluğuyla,
dürüstlüğüyle tanınmış
kimse.
AKALP:
(Tür.) Er. - Doğruluğu
ve dürüstlüğüyle tanınan
kimse.
AKALIN:
(Tür.) Er. - Alnı açık,
suçu olmayan, onurlu.
Akalın (Besim Ö-mer
Paşa). Türk hekim.
AKANAY:
(Tür.) Ka. - Yıldız
kümesi.
AKANSEL:
(Tür.) Er. 1. Akarsu. 2.
Uzun mesafeler geçerek
denize dökülen akarsu.
AKAR:
(Tür.) Er. 1. Akıp
geçen. 2. Gelir getiren.
AKASMA:
(Tür.) Ka. - Beyaz,
mavi, morumsu, pembe
çiçek veren yabani,
tırmanıcı bir bitki.
AKASOY:
(Tür.) Er. - Sevilen,
sayılan soydan gelen
AKASYA:
(Yun.i.) Ka. - Küçük
sıra yapraklı, gölgeli
küçük cinsleri süs için
yetiştirilen
baklagillerden bir ağaç.
Salkım ağacı da denir.
AKAY:
(Tür.)- Beyaz ay, ayın
tam bir daire olarak
dolgun, parlak
göründüğü evre. Ak ve
ay kelimelerinden
birleşik isim. Erkek ve
kadın adı olarak
kullanılır.
AKBATU: